Tori Montana’nın kıvrımlı, koyu tenli bedeninin üzerine çöken loş ışıkta, devasa kara yarak Richard Mann’ın nefes kesen yaklaşımı başlıyordu. Tori’nin sıcak amcığı, o büyük kara sirkin ilk taşarcasına dalan ucu karşısında kendini hemen açıyor, yanakları kızarıyor; tutkusu ve arzusu gözüne yansıyordu. Richard, elindeki sertliği saklamadan Tori’nin dar amını kaşırken, parmak uçlarıyla sertçe dayayıp içeriye doğru baskısını artırıyordu. O iri kara dikeniyle yavaş yavaş sokmaya başladığında, Tori’nin inleyişleri odada yankılanıyor, güçlü sikişi her iki bedenin birleştiğini haykırıyordu.
Richard’ın kalın yarak sapı derinlere indiği anlarda Tori can havliyle daha çok tutunuyor. Her itişte amcığı sıkarak onun kalınlığına direnmeye çalışsa da, adamın vahşi köklemesi onu tamamen teslim etmeye zorluyor. Altındaki kıvrım kıvıran Brixley Benz ise hevesle izliyor; kendi kara canavarının ufaktan sahneye çıkması için sabırsızlanıyor. Richard’ın eli bir anda Tori’nin göğsüne kayıyor; fındık memelerini sıkarken akışkan teri ve nemi karışıyor ellerinde. Bu esnada arka planda Jonathan Jordan da kendine has ritmiyle Brixley’in deli dolu amcığını yokluyor.
Tori Montana artık tamamen erimişti; siyah devin ani sertliklerle yaptığı kökleme sonrası gürültülü iniltilerini bastıramıyor, her sikişle birlikte derin nefesler alıp veriyor. Richard oradan çekildiğinde bile yatağı titreten şiddetli hareketleri devam ediyor, aralıksız folloş gibi sokup çıkarmaya devam ederken omuzlarının kasları geriliyordu. Brixley Benz’in heyecanı da zirveye tırmanmıştı; o da büyük kara dikini sıktığı amcığa fal taşı gibi açılmıştı ve Richard’la aynı anda çılgınca dayanmaya başladı.
Son darbeler geliyor ve Vur karnına! diye bağırıyordu adamlar azgınca, sesleri odanın duvarlarını dövüyordu resmen. Tüm bedenler karışmış, amcıklar dolmuş taşmış halde coşkuyla titriyordu; büyük kara yarakların üst üste girişiyle amlar iyice çatlamaya başlamıştı. Nihayet köklendikten sonra gelen boşalmanın sıcak patlamasıyla beraber Tori ve Brixley dizlerinin üstüne çökmüştü; içlerine akan o yoğun güçten sonra ikisi de soluk soluğa kalmıştı ama hala gözlerinde parlayan ateşi söndüremiyorlardı. Her biri azgınlıklarının sınırlarında inleyen bu geceyi unutmayacaktı hiçbiri…